#ghettoblaster #ghetto #ankara #olgunlar #yildirimbeyazid #hikaye #kitap #proje #gezgin #yazar #budweiser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#ghettoblaster #ghetto #ankara #olgunlar #yildirimbeyazid #hikaye #kitap #proje #gezgin #yazar #budweiser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2020 Perşembe

Umut






     "İçinde çok yoğun bir mutluluk barındıran ama aynı zamanda patlamayı unutmuş bir volkan kadar yalnızsın. Defalarca sordum kendime, bu nasıl olabilir? Sonu çıkmaz sokak. Güvenini hiç mi ettiler? Güvenemiyor musun kimseye?"

     "Hiç kimse güvenimi falan hiç etmedi. Sadece ben, yalnız kalmam gereken zamanı bildim, o kadar. Tam tersi aslında, herkesi ayrı ayrı seviyorum, herkese ayrı ayrı güveniyorum. Bana da yalan söylendi elbet ama ben hiç kimseye aynını yapmadım. ve affettim, işin açıkçası bu beni daha mutlu ediyordu; affetmek."

     "Yalnızsın."

     "Belki de. Fakat benim kalabalığım zihnimdeki ucu bucağı olmayan sorulardır. Bu kalabalığın nedeni, amacı ve cevabı olmayan düşüncelerim."

     "Bu düşüncelerin sonu çıkmaz sokak."

     "Çıkmaz sokaktan kastının ne olduğunu biliyorum. Fakat ben, o çıkmaz sokağın sonuna geldiğimde; o sondaki duvara sırtımı yaslayıp yaşadıklarıma şöyle bir bakacağım. Ben geçmişe bakarken ise sırtımı yasladığım duvarın bir köşesinde bir çiçek filizlenecek ve bana başka bir dünyanın kapısını açacak. Yeni bir dünyanın, yeni bir düşünce biçiminin kapılarını..."

     "O ânı göremeyeceksin."

     "Biliyorum. Benimkisi sadece bir umut, olmayacağını bile bile hem de. Fakat sen, bu kadar karamsar olduğun sürece o çiçek senin adına hiç filizlenmeyecek."

     "Umudum yok zaten, boş ver."

     "Senin hayatın, senin kararların."

     Ve dağıldılar.

<a title="blog sözlük" target="_blank" href="https://blogsozluk.com/biri/yildirimbeyazid"><img alt="blog <a title="blog sözlük" target="_blank" href="https://blogsozluk.com/biri/yildirimbeyazid"><img alt="blog sözlük" style="width:100%; height:auto; max-width:207px; border:none;" src="https://blogsozluk.com/uploads/rozet/rozet9.png"/></a>

15 Ağustos 2019 Perşembe

Ağır Çekim

     Geçen gün şöyle bir manzaraya denk geldim; Camdan dışarıya bakıyordum her zamanki gibi -bilirsiniz dostlarım, gözlem yapmayı fazlasıyla severim- yaşlı bir kadın elinde bastonuyla ağır ağır yürüyor yolda. Beni fark etti ya da her zaman o pencereden ona baktığımı fark ettiği için bana bakmıştı, bilmiyorum. Gülümsedi bana ve yoluna devam etti. Ben de tanıyorum bu kadını elbet, zaten civarda beni tanımayan evsiz sayısı çok azdır. Kadının üzerinde her zamanki standart elbiseler; pembe bir bluz, siyah ve eski bir etek, kirlenmiş siyah saçlar... Elinde muhtemelen yine çöplerden topladığı yiyecek poşetindeki yiyecekler. Kadın yoluna devam ederken hemen arkasında yürüyen baba ve oğulu fark etmem uzun sürmedi. Çocuğun babasının elini bırakıp, koşarak kadının yanından geçtiği anı gördüm. Ağır çekim bir şekilde... O an her şey durdu, evren, zaman, insanlar, sadece o yaşlı kadın ve çocuk vardı gözümün önünde. Ciğerim beş paralık oldu, kalbim hızlı hızlı bedenimden uzaklaşmaya başladı, düşüncelerim beni çıldırttı. Geldiik, gördük ve  gidiyoruz ya da şöyle mi demeliyim, doğduk, büyüdük ve ölüyoruz...