23 Şubat 2019 Cumartesi

Benlik - Porsiyon 2 (Eylül 2018 - Salda Gölü - Yeşilova/Burdur)

     "Kurtulmam gerek bir şekilde" dedim. Ama neyden? Neyden kurtulabilir, nasıl ve neyden kaçabilirdim ki? Her kaçtığımda daha beterine tutuldum. Yaktım, yıktım, geçtim... Bu zamana kadar bana hep susmayı öğrettiler, susmak en büyük erdemdir dediler. Düşün demedi kimse! Ben de sustum ama düşünerek sustum, beynimi kemiren milyonlarca soruyla. Hepsini geride bırakmak istedim. Yazdım, çizdim, okudum, gezdim.. Dağlar aştım, yorgun çöllerden geçtim; bulamadım. Bulamazsın diyorlardı. Kızdım, küstüm, ağladım! Ama yetmedi. Düşüncelerim beni çıldırtacak gibi. İçimdeki şeytan bana "öl" dedi. Ölmeliydim, ölünce mutlu olma düşüncesi beni büsbütün mest ediyordu. Sonra cesedimi böcekler filan yiyecekti mezarın içerisinde. Bu da her canlı gibi onlara da yetmeyecek ve başka mezarlara yöneleceklerdi. Bu da beni bu düşüncemden alıkoyuyordu. Adam akıllı bi bok becermeyi bile beceremiyorum. Bok çuvalı seni! Hayallerinden de bi bok olmayacak, onlar da yeyip bitirecek seni! Gözlerimin altı mosmor, içi kıpkırmızı, göz nezlesi olmuşum, öyle dedi doktor. Uyumak istemiyorum. Günlerdir yakamı tutup beni bırakmayan kaderimin pençesinden kurtulamıyorum. "Oradan bana bi bardak suuuu!" bağırıyorum. Kimse yok, uzun süren bi sessizlik.. Bunu seviyorum. Bir yandan da hüzünleniyorum. Etrafımdaki insanlar çok düşünüyorum ve konuşmuyorum diye konuşmuyorlar benimle, olsun. Telefonumu kapattım. "Beni hayatından atman için tüm eşyalarımı senden almamı bekliyorsun değil mi?" Anlıyorum, anlıyorum. Bu hafta sonu hepsini valizime alelâde tıkıştırıp Ezel'e bırak, ben bi şekilde bi ara uğrar alırım. Sonra da üstüne bi duble rakımı Can babanın fotoğrafına bakarak gönül rahatlığıyla içerim. Sen de beni hayatından atmanın 'u'mutluluğunu yaşarsın. Gün mü? Gün yavaş yavaş sonlanıyormuş, öyle diyor Mr. Ben mi? Ben hep aynı, dağ, taş, dere, tepe, deniz; yaz, çiz, gez falan filan...   Fotoğraflar: Salda Gölü - Yeşilova/BURDUR 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder