Benliğimi aramak için yıllar önce evimi terk ettim. Farklı şehirlerde yaşadım, iki defa üniversiteyi bıraktım ve iki kitap yazdım. Gittiğim şehirlerde gördüğüm yerler, tanıştığım insanlar, ilginç yaşamlar, bir de rüyalarım ve yazdığım hikayeler.. Kendimi nasıl arayışa sürüklediğimi, nelerden kaçtığımı, nelere sığındığımı, beni bir türlü büyütemeyen şeyleri yazacağım... 25 Kasım 2018'de Ankara'ya yerleştim yeni kitabımı yazmak için. Ve kendi halimde bir yaşam sürüyorum gözden uzakta, kimsesiz...
14 Mart 2019 Perşembe
Buk Amca - Başlangıç (Rüya)
''Çalışıyorum, işteyim. Kapıda gelenleri karşılıyorum. Birisi giriyor içeriye, tanıyorum bu kadını bir yerden. Kısa boylu, kısa -renkli- saçlı, gözlüklü. Gülümsüyor hafiften başını eğerek bana. Tanrım! Kolay gelsin diyor. Çok etkileniyorum, kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlıyor. Hoş geldin diyorum. Nasılsın diyor. İyiyim diyorum, sen? Beni tanıyan birisi, ben kim olduğunu bilmiyorum. Şaşkınım, ona eşlik ediyor ve içeriye alıyorum. En güzel masaya onu alıyorum. Arkadaşımı bekleyeceğim diyor. Olur diyor, masadan çekiliyor ve ona çay gönderiyorum; beklerken içsin diye. Sonra arkadaşı geliyor. Onlar hamburgerlerini yerken, ben de günün personel yemeği olan nohut ve pilavı alıp masalarına oturuyorum. Ben nohut sevmem ki! Sonra mekandan üçümüz birlikte çıkıyoruz okula gitmek için. Okul? Aynı okulda mıyız? Yürüyoruz, bir üst geçit gibi bir şeyin altından geçiyoruz. Onlar arkadaşıyla önden yürüyor. Ben ise arkadan tek başıma... Arada bana dönüp bakıyor ve gülümsüyor. Tanrım! Üst geçidi geçtikten sonra bir yere geliyoruz. Etrafta beton beyinlerden başka bir şey yok ve bomboş. Orada duruyoruz ve beklemeye başlıyoruz. Neyi? Sonra kendimi bir deniz savaşının içerisinde buluyorum. Bir gemi kaptanıyım, gerçek gibi, o anı yaşıyorum, içindeyim! Biraz sonra gemiyi yönetemiyor ve batırıyorum. Captain Onbasi! Hapishane bahçesini andıran kapalı bir yerde, çimenlerin üzerinde yatmış, elimde telefonla buluyorum kendimi. Bu anda telefonuma mesaj geliyor, bakıyorum. Neredesin diyor. Bu kim? Sonra uzun yıllardır görmediğim Alper isminde bir arkadaşım yanıma geliyor çimlerde yatarken. N'apıyon abi burada diyor. N'apim, oyun oynuyorum diyorum. Sonra Alper ortalıktan kayboluyor. O kadın geliyor karşıma. N'apıyorsun burada ya... diye sitem ediyor. N'oldu ki şimdi?'' Ne olduğunu anlamaya çalışırken uyanıyorum. Saate bakıyorum ve 04.00 ve sabah işe gideceğim. Yolda etrafa bakarak gidiyor ve onu göremiyordum, bu da kim? Kim olduğunu bilmiyordum. Birkaç gün sonra Buk amcayı rüyamda görüyorum. ''Yaşa'' diyor. Buk amcanın olduğu rüyayı daha önce anlatmıştım. Bu rüyadan birkaç hafta sonra, bir akşam bir mekana gitmek için evden çıkıyorum arkadaşımla. İki bira hüpletip, eve geçeceğim. Ama nedense tam kapıdan içeriye girerken vazgeçiyorum ve daha sakin bir yere gitmeye karar veriyoruz. Olgunlar'a çıkıyoruz. Rastgele bir bar görüp içeriye giriyoruz arkadaşımla. Sonra masamıza bir kadın geliyor, garson. Siparişimizi soruyor. Sipariş verirken bakıyorum, o kadın! Aynı gülümseme, Tanrım! Buk amca fısıldıyor, ''YAŞA!'' İçim kıpır kıpır, nutkum tutuluyor, ağzım kuruyor, gözlerim büyüyor. Anlatmak istiyorum, ama nasıl? Tanımıyorum. Daha sonra yaklaşık üç ay boyunca o bara gidiyorum, her gittiğimde ona baktığımı fark etmesin diye bakmamaya özen gösteriyorum. Rüyamda onu gördüğümü ve gördüklerimi anlatmam gerektiğini düşünüyorum, kadere inanmıyorum. Bu kader olabilir miydi? Her defasında cesaretimi kaybediyorum, anlatamıyorum. Bu arada isminin aslında Damla olmadığını da öğreniyorum. Oysa ki, sosyal medya hesaplarından ne çok Damla ismiyle aratıp, bulamamıştım. Sanırım anlatamayacağım bu rüyamı hiçbir zaman. Sonra onunla arkadaş olduk. Tabi rüyayı yine anlatamadım. Neyse... İki üç haftadır kendisini göremiyorum. Şu an her şey flu... Buraya yazarak rahatladım mı? Bilmiyorum. Burayı okuyup, cesaretsizliğimi görmenizi istemezdim açıkçası. Hoş geceler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder