Benliğimi aramak için yıllar önce evimi terk ettim. Farklı şehirlerde yaşadım, iki defa üniversiteyi bıraktım ve iki kitap yazdım. Gittiğim şehirlerde gördüğüm yerler, tanıştığım insanlar, ilginç yaşamlar, bir de rüyalarım ve yazdığım hikayeler.. Kendimi nasıl arayışa sürüklediğimi, nelerden kaçtığımı, nelere sığındığımı, beni bir türlü büyütemeyen şeyleri yazacağım... 25 Kasım 2018'de Ankara'ya yerleştim yeni kitabımı yazmak için. Ve kendi halimde bir yaşam sürüyorum gözden uzakta, kimsesiz...
20 Ocak 2017 Cuma
Taksim'de Evsiz Kaldığım Gün
Yine bir film çekimlerindeyim, konuk oyuncu olarak. Taksim'de bir barda yapıyoruz çekimleri. Mert Fırat, Melisa Sözen var baş rollerde. Bu arada Mert Fırat olağanüstü bir adam, samimiyeti üst seviyede olan birisi. Çekimler tam iki gün sürdü. Önceki gün, yani çekimin ilk günü Mert ağbinin yanına giderek muhabbet etmek istedim, o da sağ olsun çok sıcakkanlı yaklaştı ve muhabbet ettik biraz, sağ olsun. Çekimlere ertesi günün gecesi devam ederken bir anda sete bir adam geldi, böyle üzeri gayet şık giyimli, hafiften kel bi adam ama ayakta duramıyordu. Galiba sarhoştu, neyse.. Adam figüran kadınlardan birisini kucakladı kaçırmaya çalıştı bi anda. Olay tam yanımda oluyordu. Set görevlilerinden birisi de yanımızdaydı, siz karışmayın demişti bana ama o görüntü karşısında kimse bir şey yapmıyordu, içerledim bende, sonra figüranlarla beraber 3 - 4 kişi adamın elinden kadını aldık ve adamı kovaladık orada. Çekimler devam ederken mola verdik bi ara. Sonra adamın gittiği yöne doğru gidip ne yapıyor diye bakmak istedim. Hemen aşağıdaki villanın bahçesinde çırılçıplak işeyerek bahçe etrafında bağırarak şarkı söylediğini gördüm ve içimden ulan deli diye gülümsedim. Neyse, saat gece 03:00 iken çekimler bitti ve set arabası beni alıp evime götürmek için geldi. Bende o sıralar Esenler'de oturan kuzenimin evinde kaldığım için durumu bildirdim ben gelemem dedim, anahtarım yok dedim. O saatte rahatsız etmek olmazdı, yakışık almazdı. Sonra bi arkadaş durumu duyup yanıma geldi, çocuğu tanımıyordum ama benim yaşlarımdaydı hemen hemen. Gel istersen, bu akşam bizde kal dedi. Ben de: Aa olur mu hiç, bu saatte rahatsız etmeyeyim dedim. Yok, ne rahatsızlığı sorun olmaz dedi, gidelim dedi. Ben de olur dedim. Gittik, sağ olsun kendi yatağını bana verdi, istersen duş al filan dedi ama ben istemedim, zaten misafirsin, gece kalıp gideceksin, hiç rahatsızlık verme dedim kendi kendime. Rahat rahat uyudum o gece, sağ olsun. İsmini dahi hala hatırlamıyorum. En son 2016 yazında Kadıköy/Bostancı'ya taşınmıştım. O sıralarda Mecidiyeköy'de bulundum bir gün. Sevinç simit sarayında oturup çay içtim yine bir başıma, her daim. Alt katta oturuyordum, telefonumun şarjı bitti ve priz bulabilme ümidi ile üst kata çıktım. Balkona doğru ilerledim belki orada priz vardır diye. Sonra birisi bana ''Uğur!" diye seslendi. Bu arada bana Uğur demeleri; Sosyal medya hesaplarımda kendimi gizlediğim zamanlarda ismimi Uğur olarak kullanıyordum ve sosyal medyada Uğur olarak tanıyorlardı beni. O zamanlar kimsenin kim olduğunu bilmesini istemiyordum. Uğur diye seslenildiğini duyunca doğal olarak dönüp baktım. Bi baktım Mustafa ağbim, Mustafa Akbulut. Sosyal medyadan tanıdığım oyuncu ağabeyim. Oturduk beraber bayağı. Çay - sigara - muhabbet üçlüsünü kurup muhabbet ettik. Yanında bir de arkadaşı vardı, ismini tam olarak hatırlamıyorum. Muhabbet esnasında karşımdaki masada bi çocuk gördüm, benim yaşlarımda. Bi yerden gözüm ısırıyordu ama kim olduğunu bir türlü çıkartamıyordum. Sonra sonra hatırladım. İki yıl önce beni Taksim'de bir başıma bırakmayıp evine misafir eden oyuncu çocuktu bu. Durumu Mustafa ağbime anlattım. O da git istersen yanına dedi. Ben de yok dedim, şimdi yanında başkaları var, yakışık almaz dedim. Biraz daha muhabbet ettikten sonra metroya binip gittim ben. Bana mı tevafuk etti bilmiyorum, gideceğim istasyonun yarısında metro arıza verdi ve o durakta indirdiler bizi. Ben de panik yaptım tabi, panik atak hastası olduğum için. Metrodan çıkıp dışarıda insanlara yer soruyordum nasıl gidebilirim diye. En sonunda buldum bi otobüs ve binip gittim, atağım da geçmiş oldu bu sayede. Teşekkürler beni o gece evinde misafir eden isimsiz arkadaşım, teşekkürler Mustafa ağabeyim, teşekkürler benim yazdığım bu hikayeleri canı gönülden takip eden okurlarım. Hepinizi öpüyorum, iyi günler dilerim. Tabi, eğer böyle bir şey mümkünse...
ahh senin bitmek bilmez maceraların :)
YanıtlaSil