28 Aralık 2016 Çarşamba

Kayseri Gezisi Sırasında Yaşadığım Komik Olay

Merhaba, öncelikle kendimi tanıtmak isterim. Ben yıllar önce kalp hastası olduğunu bilerek bunu herkesten gizleyen ve bu hastalıkla yaşamayı kabullenmiş bir adamım. Ve son dört yıl içerisinde on iki şehir gezdim. Bu gezilerimde tanıştığım insanlar ve yaşadığım ilginç olayları bir kitapta topladım. İsmi Yalnız Adamın Günlüğü. Bu blog adresimi açmamda emeği olan @tugçe'ye teşekkür ederim. Olay geçen kış Kayseri'de geçiyor. Kasım 2015 gibi Kayseri'de bulundum. İlk gittiğim zamanlar hava biraz güzel görünüyordu. Ve orada kalmaya karar verdim. Zaten daha önce orada arkadaşlarım olmuştu. Onların da yardımı ile Kayseri'ye yerleştim ve bir iş buldum. Aralık 15'te havalar çok soğumaya başladı ve hemen ertesi gün kar yağdı. Birkaç gün sonra da hasta olup Kayseri devlet hasta hanesine gittim. https://www.facebook.com/yalnizadamingunlugu Gözümden problemim vardı ve göz doktorunun olduğu bölüme gittim, oranın çok kalabalık olduğunu görünce; ''bu sıra bana gelene kadar sabah olur'' diye çıktım oradan. Hasta hanenin önündeki kantinden çay alıp, çay sigara yaptım. O anda şiddetli bir kar yağışı başladı, sulu kar. Benimde ev anahtarının kopyasını çıkartmam gerekiyordu ama anahtarcı nerede onu bilmiyordum. Hasta hane merkeze yakın olduğu için, merkeze yürümeye başladım. Sulu ve hızlı yağan kara karşı kafamı eğdim öyle gidiyordum hızlı hızlı. O hızda giderken bir anda kafamı bir yere çarptım ve kafam geriye, ayaklarım kayıp ileriye doğru havada asılı kaldım gibi hissettim ve şiddetli bir şekilde toto üzerine düştüm. Başımı kaldıramıyordum burnumu tutmaktan, tam burnumun ortasını çarmıştım. Allah'tan burnumu çarpmıştım, göz hastası iken gözümü çarpmak çok kötü olurdu, kör kalabilirdim. Neyse... Burnumu tutarak başımı kaldırıp etrafa bakmaya çalıştım ama nafile, her şey dönüyordu sanki, bir an bulanık bi ses duyarak irkildim. Birisi yanıma gelmiş bir şeyin var mı diyordu. Kollarımdan tutup kaldırdı beni ve bir dükkana soktu. Orada kendime geldim ve bir şeyin var mı dedi. Ben de ayna var mı diye sordum direkt. Burnumu çarpmıştım ve kanıyordu... Aynaya baktıktan sonra adamdan yarabandı istedim. Adam yarabandını verdi ve aynaya bakarak burnuma bantladım. Ne oldu ya ben nereye çarptım dedim adama. Dükkanın tentesine çarptın dedi, o anı gördüm bağırdım ama duymadın, çok hızlı gidiyordun çarpman kaçınılmazdı dedi. Biraz oturup kendime geldim ve çıkarken adam yarabandının parasını istedi. Şuna bak ya, tenteyi o kadar aşağıya indiriyor ve bi de yarabandı parası alıyor. Hem suçlu hem güçlü. Parayı verip çıktım dükkandan ve yürümeye başladım, anahtarcıyı bi ileri bi geri giderek buldum, aynı cadde üzerinde meğerse defalarca önünden geçmişim. Ama nafile... Görmemişim... Devamını Yalnız Adamın Günlüğü isimli kitabımın devam serisinde daha detaylı anlatacağım. İlk seriyi okumak için linkten sipariş verebilirsiniz; http://www.kitapyurdu.com/kitap/yalniz-adamin-gunlugu/389090.html Teşekkür ederim, mutlu akşamlar dilerim. Ben Bay Hiçkimse... Yeni bir hikayemde görüşmek üzere.

2 yorum:

  1. Eğlenceli biryazı olmuş.. AYrıca ne demek bunca zamandır blog açmaman hata o kadar güzel yazılara ...Devamlılığını diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, umarım hep birlikte bu yolda başarılı oluruz :)

      Sil