Tropikal ağaçların arasında yürüyorum, etrafta tanımadığım bitki birikintileri ve yerlerde futbol topunu andıran, yuvarlak, tüylü şeyler. Yürüdükçe etraf aydınlanıyor. Bir dağın en yüksek yeri gibi bir yere varıyorum. Alt taraf uçurum. Omzumda asılı duran, yıllar önce Antalya'dan aldığım örme çantamdan bir defter çıkarıyorum, bir de kalem. Yazmaya başlıyorum. Hava sisli.
''Dünyadaki en uzak yer, henüz gitmediğindir. Gitmek, sana özeldir. Git!'' Bir sesle irkiliyorum.
- Ne yapıyorsunuz burada bayım?
Dönüp, anlamsızca ona bakıyorum. Uzun boylu, çelimsiz, saçlarını yeni ektirdiği belirli olan bu şahısa.
- Yazıyorum.
- Ne yazıyorsunuz?
- Kişisel gelişim kitabı.
Gülmeye başlıyor hafif hafif. Gittikçe yükseliyor kahkahaları.
Beş dakika sonra...
Kahkahaları tüm dağda yankılanıyor. Yaklaşık altı dakikadır gülüyor. Sinirleniyorum ve bağırıyorum.
- Yeteeeeerr!!
Sustu, iki saniye kadar bana baktı. Sonra gülümsedi. Çok güzel gülüyor, aman Tanrım. Etkilendim.
- Bir şey diyeyim mi?
Gayet sakin çıkan ses ile:
- Dinliyorum.
- Kişisel gelişim aptallıktan başka bir şey değil biliyor musun? Seni kitaplar geliştirmez ki. Yüzlerce kitap okudun ama az önce bir kahkahaya dayanamayıp kızdın. Kitapların seni pek de geliştirdiğini göstermiyor bu. Obsesif olmayı bırakmalısın. Boşuna yazma, değişim; İnsanın içinden başlar. İçsel bir sorgulama yolculuğuna çıkarsın. Bu yolda, seni geliştiren, değiştiren insanların fikirleri değil, yolda karşılaştıkların da değil, kendinle karşılaşmandır. İnsan, kendisi olmadıktan sonra değişimden ve gelişimden söz etmemelidir. Aynaya bir bak ve kendini sorgula. Kimsin sen?
Kafamı çevirip, uçurumdaki boşluğa bakıyordum. Uzun uzun düşünmeye başladım. Elimdeki defteri açıp, şöyle yazdım: ''Değişim, kişiye özeldir. Dünyada sana en uzak yer, benliğindir. Benlik, kişiye özeldir.''

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder