Bundan yaklaşık on gün önce, bir öğlen vakti bir telefon alıyorum. Arayan numarayı tanımıyorum. Açıyorum, alo, efendim, alo, buyurun, telefon suratıma kapanıyor. Merak edip geri arıyorum. Telesekreter, aradığınız numara KKTC'ne kayıtlıdır, diyor. Kapıyorum telefonu. Oradan kimi tanıyorum ki, diye içimden tanıdıklara göz gezdirirken, son bir aydır KKTC ile ilgili çevremde birkaç kişiyle yaptığım konuşmalar aklıma geliyor. Oradaki tanıdık birkaç insanla, bu konuşmalarla, sonra da bu gelen telefonla birlikte parçaları zihnimde birleştirmeye çalışıyorum. Yine neyi çağırdım ve bu neyin işareti?
Benliğimi aramak için yıllar önce evimi terk ettim. Farklı şehirlerde yaşadım, iki defa üniversiteyi bıraktım ve iki kitap yazdım. Gittiğim şehirlerde gördüğüm yerler, tanıştığım insanlar, ilginç yaşamlar, bir de rüyalarım ve yazdığım hikayeler.. Kendimi nasıl arayışa sürüklediğimi, nelerden kaçtığımı, nelere sığındığımı, beni bir türlü büyütemeyen şeyleri yazacağım... 25 Kasım 2018'de Ankara'ya yerleştim yeni kitabımı yazmak için. Ve kendi halimde bir yaşam sürüyorum gözden uzakta, kimsesiz...
6 Mart 2025 Perşembe
8
Aradan iki gün geçiyor. Evde tek başınalığın verdiği huzurla film izliyorum. O sırada telefonum çalıyor. Aynı numara olduğunu fark ediyorum. Saate bakıyorum, gece iki buçuğa göz kırpıyor. Açıp açmamak arasında tereddüt ederken, açıyorum. Ses vermiyorum. Karşıdaki konuşmaya başlıyor.
"İyi geceler. -burada beş saniye susuyor, cevap vermeyince konuşmaya devam ediyor- Umuyorum ki iyisindir. Bu saatte seni rahatsız ediyorum, öncelikle bunun için en başta özür diliyorum. Şimdi diyeceksin ki, sekiz sene sonra seni niye arıyorum. Söyleyeyim, bu aradan geçen zamanda hayatımda çok şey yaşadım, çok şey değişti, çok şey bitti. Bu yaşadıklarımın bulunduğu yolların sonu hep bir şekilde sana çıktı. Bu sekiz sene boyunca hep seni andım. Çünkü hayatımın içinde beni anlayabilecek tek insanın senin oluşun düşüncesi zihnimi senelerdir kemiriyor. Çok kez aramak istedim seni, çok kez bütün dertlerimi anlatmak ve anlaşılacağımı bilmek... Yanında olmak... Hiçbirisini yapamadım. -burada yine sustu, yine cevap vermeyince devam etti- Eğer biraz daha arkadaşlığımız devam etseydi, hem okulumu hem de normal yaşantımı terk edecektim. Senin yaşantın, istediğin, uğruna tüm tutkunu verdiğin yaşamın ve karşına aldığın dünya benim arzularıma yenik düşmüştü. Biliyorum, sözümde durmadım. Çevremde ve hayatımda senin varlığın, benim kalan yaşantıma bir tehditti. Eğer merak ediyorsan da yaşantın uğruna okulumu bırakacağım yaşantım devam etti. Okulumu bitirdim, atandım, sonra yurt dışına gittim sonra geri geldim. İki yıl önce Kıbrıs'a yerleştim. Yerleşmeden önce yanına geldim. Sen o sıra adada oturuyordun. Kürşat'la Dost Kitabevi'nde denk gelmiştik, hem çalıştığın yeri hem de yaşadığın yeri o söylemişti. Vapura beraber bindik, inince sen markete girdin. Ton balığı ve makarna alıyordun. Market rafındaydın, aramızda iki metre mesafe vardı. Seni izlemiştim. -bu anı hatırlıyordum, birinin alışveriş yaparken beni izlediği hissine kapılmış, dönüp bakınca kimseyi görememiştim- Yine yanına gelememiştim. Aradan geçen sekiz seneye rağmen, bugün bile hayatımı değiştirmeye devam ediyorsun, hem de hiç farkında olmadan. Biliyorum, bir yerde beni anlayan birisi hâlâ var. Yakın zamanda yaşadığın şehirde olacağım. Seninle görüşmek istiyorum. Hayatıma bu denli etki ettiğin için teşekkür etmek, hem de ruhumu hafifletmek için veda etmek için. Son bir yolculuğa çıkalım mı seninle? Bu arada, evlendim, bir çocuğum var, görsen ne çok seversin."
Yine böyle bir hikâyenin, bu mevcudiyetle, seneler sonra bana neden geri geldiğini düşündüm, uzun uzun. Sonra yine düşünmeyi bıraktım. Belki yine her şey, bir başka tanıdığımın dediği gibiydi: "Sen herkesle iyi anlaşıyorsun, bir tek kendinle iyi anlaşamıyorsun, kendinle aran kötü." Son zamanlarda bu deyişi de boşa çıkarıyordum. Kendimle bu kadar iyi anlaşmasam, iç huzurumdaki kargaşaları da bastıramazdım. Fakat her şeye rağmen, yakın zamanda duyduğum şu cümle de son günlerde beni en derinden etkiliyor: "Sen bir şehri terk edip gittiğinde ardında bıraktığın insanlara dönüp bakmıyorsun, onlara ne oldu diye. Ama ben senin arkadaşın değilim, bunu unutma."
Bu hikâyenin ufak bir kısmını buraya yazdım. Çünkü bazı hikâyeler sadece zihinde silinmeli ve yenilerine yer açmalı.